Gelişmiş Arama  

English 

 
 
 
 
Kurumsal

Bireysel

 

Üye ol | Şifremi Unuttum

 



 

DIŞ TİCARET EĞİTİMİ 25 EYLÜL'DE BAŞLIYOR. ( 24.08.2010 )
İhracat Klubü ücretsiz dış ticaret eğitimlerinde yeni kur 25 Eylül 2010'da başlıyor. Başvuru için tıklayınız... devamı>>
 

Tüm Duyurular  

 
 
   
 

 

 

 

Şükrü Kaya

Teknik Tekstiller ( 22.12.2006 )

2005 yılı başından itibaren global tekstil kotalarının kalkmış olması Türk tekstil ve hazırgiyim sektörü üzerinde büyük bir rekabet baskısı oluşturmaktadır. Ucuz maliyetle üretim yapabilen başta Çin olmak üzere bir çok gelişmekte olan ülkenin yüksek nüfus ve üretim potansiyelleri ile uluslararası pazarlardaki paylarını büyük ölçüde artırmaları beklenmektedir. Bu gelişmelerin ülkemize de derin etkileri olacağı kuşkusuzdur.

 

Bazı analistlere göre adı konulmamış global üretim planlamasında Çin’e dünyanın terzisi rolü biçilmiştir. Bu açıdan bakıldığında, başta ABD ve AB olmak üzere gelişmiş ülkelerde konvansiyonel tekstil ve hazırgiyim ürünleri üreten sektörlerin temsilcilerinin kendi hükümetleri nezdinde kotaların kalkmasının ertelenmesi yönünde yaptığı girişimlerin akim kalması daha anlaşılır bir hal almaktadır. Meseleye daha yakında bakıldığında ise bir başka gerçek ortaya çıkmaktadır. Yüksek katma değerli moda ve marka ürünlerin yaratıcısı ve tasarımcısı yaratıcısı olan bu ülkeler, üretme zahmetini gelişmekte olan ülkelere bırakmaktadır. Dünyanın önde gelen iş ve finans gazetelerinden Financial Times’in “Üretmenin Sıkıcılığına Çözüm Bulundu” başlığıyla çok öz bir şekilde özetlediği bu global planlamada, en büyük katma değer yine gelişmiş ülkelere kalmaktadır.

 

Konvansiyonel tekstilde tasarım ve satış alanlarında söz sahibi olup üretimi üçüncü dünya ülkelerine bırakma eğiliminde olan ABD ve Avrupa’nın, tekstil üretiminden tamamen çıktığı da söylenemez. ABD ve Avrupa’nın tekstilde yoğunlaşmaya başladığı alan yüksek teknolojili teknik tekstillerdir. Avrupa ve Amerika’daki tekstil sektörünün, konvansiyonel tekstil ürünlerini bilinçli olarak bırakıp, yüksek getirisi olan, ve konvansiyonel ürünlerde olduğu kadar şiddetli bir rekabetin yaşanmadığı, yüksek performanslı teknik tekstil ürünlerine yöneldiği görülmektedir. İleri teknoloji ve yoğun Ar-Ge çalışması gerektiren teknik tekstil ürünlerinde yoğunlaşan gelişmiş ülkeler, bu alanda rakipsiz olmanın avantajlarını yaşamaktadır.

 

Türkiye ise AB ile son yıllarda geliştirdiği yakın işbirliğinin imkanlarını zorlayarak bu yeni alanda söz sahibi olmaya aday ülkelerden biridir. TÜBİTAK Tekstil Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Işık Tarakçıoğlu’na göre Türkiye ile Avrupa’yı rakip saymak doğru değildir. “Avrupa’nın en önemli üretim üssü olan Türkiye, bu ülkelerin geliştirdiği teknolojilerin de uygulama alanı haline gelebilir, bir sonraki aşamada bu birliktelik ortak Ar-Ge faaliyetlerine dönüşebilir. Kısacası Türkiye ile Avrupa birbirini tamamlayan ortaklar olarak çalıştıkları taktirde büyük başarılara imza atabilirler.”

 

Gerçekte teknik tekstillerin Türkiye’de hiç üretilmediğini söylemek yanlış olur. Aşağıda değineceğimiz ürünlerden bir bölümünü günlük kullanımda olan ve ülkemizde de üretilen ürünler olduğunu görülecektir. Özellikle ileri teknoloji gerektirmeyen ve vasat özelliklerin yeterli olduğu teknik tekstil alanlarında kayda değer bir üretimiz vardır. Bunun yanında sayısı az olsa da yeni teknolojileri ülkemize transfer eden ve uluslararası büyük firmalar adına lisanslı üretim yapan firmalarımızın olduğunu da söyleyebiliriz.

 

TEKNİK TEKSTİLLER NEDİR?

 

Teknik tekstiller, yaygın olarak nonwoven (dokuma olmayan tekstil yüzeyleri) olarak tanımlanmakta ve bu iki ifade birbirinin yerine dönüşümlü olarak kullanılmakta ise de, nonwovenlar aslında teknik tekstillerin en önemli alt kalemidir. Teknik tekstillerin önemli bir parçasını da elyaf ve tekstil ile takviye edilmiş kompozit materyaller oluşturmaktadır.

 

Özellikle uzay, havacılık, askeriye ve tıp gibi ileri teknolojinin kullanıldığı alanlarda kritik bir öneme sahip olan teknik tekstiller, günlük yaşantıda spor, gezinti ve eğlence giysileri, döeşemeler, mobilyalar, bina ve donanımı gibi alanlarda aktif olarak kullanımdadırlar. Teknik tekstillerin gelecekte gündelik insan yaşamında çok daha fazla yer edineceği söylenebilir.[1]

 

Teknik tekstillerin çok kısa bir sürede hızlı gelişme göstermesinde malzemeden beklenen esneklik elastikiyet ve dayanıklılık gibi özelliklerinin yanında sınırsız tasarım olanakları, kullanılıp atılabilme ve kendiliğinden bozunabilme gibi özelliklere sahip olmaları etkili olmuştur. Burada nonwovenlara özel önem vereceğiz. Nonwoven aslında herkesin bildiği keçedir. Örneğin, günlük hayatımızda önemli bir yer tutan ıslak mendil spunlace (suyla iğneleme) yöntemiyle üretilmiş bir keçedir. Nonwoven kumaşlar elyaf, filament veya film benzeri yapıların katmanlar halinde birbirine geçmesiyle oluşmuş düz, esnek ve gözenekli yapılardır.

Elyaf ve tekstil ile takviye edilmiş kompozit malzeme pazarı, teknik tekstillerde hızlı büyüyen alanlardan biridir. Bu grup için yapılan öngörüler diğer ürün tiplerinden çok daha yüksektir. Kompozit malzemelerin otomotiv sektörünün en büyük uygulama alanı olarak kalması beklenmektedir. Bunu elektrik ürünleri ve inşaat sektörü takip edecektir.

TEKNİK TEKSTİLLERİN SINIFLANDIRILMASI

 

Teknik tekstiller gerek özelliklerine, gerek üretim teknolojilerine, gerekse de son kullanım alanlarına göre sınıflandırılabilir. Teknik tekstillerin taşıdığı özellikler önemlidir, çünkü üretici ile tüketici arasındaki doğru iletişim ancak malzemeden beklenen özelliklerin belirlenmesi ve etüt edilmesi ile sağlanabilir. Tüketici ihtiyacı olan özellik veya özellikleri belirtir, üretici ise bu özelliği sağlayacak olan malzeme ve üretim teknolojisini tespit ederek üretimi gerçekleştirir.

 

ÜRETİM TEKNOLOJİLERİNE GÖRE TEKNİK TEKSTİLLER

 

Klasik dokuma ve örmenin dışında çeşitli mekanik, kimyasal ve termik yöntemlerle elde edilen birçok tekstil yüzeyi bulunmaktadır. Günümüzde çok önem kazanan ve giderek artan bir hızla üretilmekte olan bu tür tekstil yüzeylerine, “dokuma olmayan tekstil yüzeyi” veya nonwoven denir. Nonwoven yüzeyler tülbent tabaka haline getirilmiş kesikli veya filament halindeki elyafların, mekanik, kimyasal, termik yöntemlerle uygun bir bağlama işlemi sonucunda birbirine tutturulması ile elde edilen tekstil yüzeyleridir. Belli bir yönde veya tesadüfen dağıtılmış elyaf yığınından oluşurlar. 

 

Nonwoven üretim sistemi, bir ürünün üretim aşamasında elyaflar (kesikli ve filament elyaflar), doku oluşturma sistemi, doku bağlama sistemi ve bitim işlemlerinden oluşur. Ürünlerin tül veya doku haline gelebilmesi için ilk olarak elyafın boyu, inceliği, kıvrımı, kimyasal yapısı ve diğer özellikleri göz önüne alınarak harman yapılmalıdır. Burada unutulmaması gereken en önemli nokta son üründe istenen özelliklerdir. Nonwoven üretim prosesinde temelde üç tane doku oluşturma sistemi mevcut. Bunlar;

a) Kuru İşlem

§         Tarak Makinası

§         Havalı Serme Makinası

b) Islak İşlem

§         Islak Serme (Kağıt üretiminde kullanılan yöntem)

c) Filament Esaslı İşlem ( Polymer esaslı maddelerin eritilerek düzelerden püskürtülmesi esasına dayanan doku oluşturma teknikleri)

§         Sonsuz Elyaflı İşlem (spunbond)

§         Eritilerek Püskürtme (meltblown).

TEKNİK TEKSTİLLER VE TÜRKİYE

Son yıllarda hızlı bir gelişim gösteren nonwoven endüstrisinin, genel tekstil üretimi içindeki payı %9 olup, bunun daha da artacağı ortadadır. Üretilen nonwoven ürünlerin son kullanım yerlerine bakıldığında, en yüksek kullanım alanının koruyucu sağlık ürünleri olduğu ve bu durumun artarak devam edeceği görülmektedir. Yapı teknolojilerindeki gelişmeler ve gereksinimler, yüksek koruma ve esneme özelliğine sahip nonwoven ürünlerine olan ihtiyacı artırmaya devam ettirecektir. Tıbbi alanda kullanılan nonwoven ürünlerin hacim bakımından artışları kısıtlı kalmaya devam etse bile, parasal yönden getirilerinin artmaya devam edeceği beklenmektedir.

Türkiye’de keçe işlemeden gelen geleneksel bir nonwoven kültürü bulunmaktadır. Fakat bu üretimler daha çok ileri teknoloji ve yüksek özellikler gerektirmeyen ürünlerde yoğunlaşmıştır. Çin ve Hindistan gibi ülkelerin Türk tekstil ve hazırgiyim sektörü üzerinde 2005 ve sonrasında oluşturacağı baskı Türk üreticilerini farklı arayışlara yöneltmektedir.

Tekstil üretimi alanındaki zengin geçmişiyle Türkiye, nonwoven sektörünün gelişip büyümesi için ideal bir bölge konumundadır. Klasik tekstil pazarları düşüşe geçtikçe pek çok firmanın ürün yelpazelerini bu alana doğru kaydırmaları beklenmektedir. Düşük maliyetle gerçekleşen bu üretim, Türkiye’nin kendi ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda batı ülkelerinin tüketimini de karşılayacaktır.

Türkiye’den ürün temin etmenin başlıca avantaları arasında Türkiye’nin batı ülkelerine yakınlığı nedeniyle kısa terminler ve hızlı servis imkanı başta gelmektedir. Aslında Türkiye sadece Avrupa ülkelerine değil, Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya ve Afrika’ya da kısa sürede cevap verebilecek bir avantajlı konuma sahiptir.

Fakat bir şeye özellikle dikkat etmek gerekir ki, dünya genelinde çok ileri teknoloji ve Ar-Ge yatırımı gerektirmeyen nonwovenlarda belli bir kapasite yakalanmış durumdadır. Bu tür ürünlerde de pazar avantajı ancak fiyat düşürerek yakalanabilmektedir. Bu ise kar marjları üzerinde baskı oluşturmaktadır.

Orta ve uzun vadede teknik tekstil ürünlerinde de % 40’lara varan düşüşler meydana gelecektir. Bunda tabii sadece pazar baskısı değil, yeni teknolojilerin geliştirilmesiyle eski teknolojinin maliyetinin dolayısıyla üretim maliyetinin düşmesi de etkili olacaktır. Aslında sektöre genel olarak bakıldığında şu görülmektedir; en yeni teknolojiyle yapılan bir yatırımın sağladığı teknoloji avantajı sadece birkaç yıl devam etmekte, daha sonra sektöre yeni giren bir firma daha yeni bir teknolojiyle avantajı ele geçirmektedir. Bu durum, bu tür bir yatırımda bulunan firmanın kendi bünyesinde Ar-Ge çalışmaları yapmasının elzem olduğunu göstermektedir.

Özellikle akıllı giysi olarak tabi edilen çok fonksiyonlu ve özel niteliklere sahip tekstillerin üretiminde Ar-Ge çalışması büyük önem taşımaktadır. İnsanları doğal atmosfer şartlarından koruyan, elektromanyetik dalgaları filtre eden kumaşlar, vücudu nemlendirici ve besleyici kumaşlar, selüliti önleyici çoraplar, bitki özü salgılayan yatak takımları gibi özel ürünlerde rekabet ancak teknoloji ve araştırma-geliştirme alanında yaşanmaktadır.

Çok fonksiyonlu ve yüksek performanslı teknik tekstil alanında faaliyet göstermek isteyen kuruluşlar, yoğun Ar-Ge yatırımlarında bulunmak zorundadırlar. Bugün AB'de yüksek performanslı teknik tekstiller alanında çalışan firmalar cirolarının % 8-10 kadarını Ar-Ge'ye ayırmaktadırlar. Bizim bu konudaki bir avantajımız ise, Türkiye'de Ar-Ge uzmanlarının maliyetinin Avrupa Birliği ülkelerine nazaran oldukça daha düşük olmasıdır.

Yeni Bir Yatırıma Girmeden Önce Bilinmesi Gerekenler

Isı ayarlı giysiler, terlemeyi önleyen özel kumaşlar ve benzeri ürünler, teknoloji yoğun oldukları için, belirli alım gücündeki tüketicilerin benimseyebileceği ürünlerdir. Teknik tekstil, geleneksel tekstildeki gibi işi bilmeden de olsa, üretime odaklanarak başarılı olunabilecek bir sektör değildir.

Hammaddeye, karbon bileşimleri düzeyinde tüm girdilere hakim olmak, bu yeni sektörün temeli olup, teknik tekstillere yatırımı düşünen başta tekstilci olmak üzere tüm girişimciler, önce bilgiye sahip olmalıdırlar.

Hammaddenin ve diğer girdilerin tüm özellikleri bilindikten sonra üretilmesi hedeflenen ürünlere uygun makine parkı dizayn edilmelidir. Nonwoven sektöründe, nihai ürünün şartlarını sağlanması hayati öneme sahiptir. Hijyenik ürün hedefleniyorsa, hijyen şartları yerine getirilmelidir. Dolayısıyla nihai ürüne göre belirli işleme/ üretim makinelerini tüm özellikleri incelenerek ve bilinerek temin edilmelidir.

Bu sektörde yeni yatırımların şöyle bir avantajı bulunmaktadır: Söz konusu fabrika bir anda yatırım yaptığı alanda, dünyanın en son teknolojisine sahip oluyor ve bölgesel ve uluslararası rakiplerine karşı, birkaç sene sürecek bir avantaj elde etmektedir. En yeni teknolojiyle, en iyi ve kaliteli ürünü, en uygun maliyetle üretebilme avantajının iyi kullanılması ve devamının getirilmesi, yatırımcının sektördeki varlığını güçlendirmektedir. Türkiye'de önümüzdeki kısa dönemde yapılacak birçok nonwoven yatırımı sözkonusudur.

Kompozit ürünleri de iyi bir gelecek beklemektedir. Nonwoven ile lamine edilmiş, farklı bir işlem görüp başka malzemelerle birleştirilip kompozit hale getirilmiş ürünlerin katma değeri çok yüksek olup, bu tarz ürünler, neredeyse markalaşmış konfeksiyona eşit katma değer üretiyor. Tamamen üreticisine ait, alıcısının özellikle aradığı ürünlerin pazara sunulması, nonwoven sanayisinin kritik noktasıdır.

Kumaş üreticileri, klasik, bilinen kullanımlara yönelik kumaşları, laminasyon işlemleriyle çok farklı, yepyeni bir ürün haline getirebilir. Örneğin, bir döşemelik kumaş, yarı yarıya daha az atkıyla dokunup, bir nonwoven ile lamine edilerek, son derece yumuşak ve mobilya sarımı daha sağlıklı olan bir ürün elde edilebilir. Öncelikle daha az atkı sayesinde üretim maliyetiniz düşük olacaktır.

Laminasyon, kumaş üreticilerine farklı dünyaların kapılarını da açmaktadır. Tüylendirilmiş kumaş bir film ile kaplanıp, yapıştırmayla yüzeye tutundurulan bir ürün hazırlanabilir. Yine döşemelik kumaş bir membran ile kaplanırsa, düşük-yüksek ısılara dayanıklı, kumaş nedeniyle estetik görünen bir kaplama malzemesi elde edilebilir. Hatta yer kaplaması dahi elde edilebilir. Laminasyon, kumaş üreticisinin keşfedeceği, sınırsız fırsatlarla doludur.


[1] Kenan Yıldırım ve arkadaşları, Kaliteli Yaşam İçin Teknik Tekstiller ve Kullanım Alanları, Kimya Teknolojileri, TÜBİTAK Bursa Test ve Analiz Laboratuarı, Mayıs 2002

 
 

 
 

Ana Sayfa   |  Dış Ticaret Bilgi Merkezi  |   İş ve Eleman Arayanlar   |   Etkinlikler  |   Forum   |   Firmalar   |   Alım Satım İlanları  |  Hakkımızda  |  İletişim

Powered By Online Merkez    

Türkiye ekonomisinde 2010-2011 beklentileri
Türkiye 20 ürünle tarımda önemli oyuncu olacak
Ezberleri bozma zamanı geldi
Dış borçlarımız
Ekonomiye yönelik üç-beş yıllık perspektif (1)