17.11.2020 - İhracat Klübü & Dış Ticaret Portalı

MAKİNA, YAPAY ZEKÂ VE İNSAN

Rezan ACAR

Yazarın şu ana kadar yazılmış 7 makalesi bulunuyor.

Sanayi Devrimi ve Makine

İnsanoğlu, güçlü merak içgüdüsüyle her daim doğayı keşfetme ve onun sırlarına vakıf olmayı dilemiştir. Bu yönüyle, insanlık tarihinde ortaya çıkan olay ve olguları insanın doğayla ilişkisinden, doğaya hükmetme güdüsünden bağımsız ele alamayız. Bu uğurda insanoğlu sayısız atılımlar yapmış ve büyük mesafeler kat etmiştir. İlkel aletlerin icadı, avcılık-toplayıcılık, tarım devrimi, tapınak ve piramitlerin inşası ve sonrasında sanayi devrimi gibi adımlar insanoğlunun doğaya hükmetme serüvenin en önemli halkalarını oluşturmaktadır. Örneğin, sanayi devrimiyle, kol gücünden buharlı makine gücüne geçerek insanoğlu, kendi tarihindeki en önemli sıçramalardan birini yapmıştır. Bu devrimle, insan, taşımacılık, enerji ve ulaşımdan seri üretime kadar pek çok alanda sayısız kolaylıklar elde etmiştir. Başta yarattığı işsizlik, açlık ve belirsizliklere rağmen makine devrimi pek çok gelişmeyle birlikte sermaye birikiminin artışını sağlamıştır. Böylelikle giderek burjuva sınıfının daha çok zenginleşmesine yol açarken işçi sınıfının doğumuna yol açmıştır.

Fakat sanayi devrimi derken en az üç temel aşamadan bahsetmek zorundayız. Devrimin ilk aşamasında buharla çalışan makinelerin ortaya çıkardığı makineleşmiş endüstriyi gözlemlerken ikinci aşamasında ise seri üretim ve montaj hatlarının ortaya çıktığına tanık olmaktayız. Üçüncü ve son aşamasında ise sanayi devriminin bilişim ve elektronik sistemlerin kullanılmasını tetikleyerek gelişmiş otomasyon sistemlerine yol açtığını gözlemlemekteyiz. Örneğin, bu aşamada yarıiletken teknolojisinin gelişmesinin sonucu olarak, transistorlar icat edilirken, hesap makinelerinin, radyoların ve bilgisayarların boyutlarının giderek küçüldüğü görülüyor.

Günümüze geldiğimizde ise içinden geçmekte olduğumuz dönem; yapay zekâ araştırmalarının, robotik teknoloji ve yazılımların ileri bir seviyede yapılabildiği bir dönem olarak, sanayi devriminden oldukça radikal bir kopuşu temsil etmektedir. Özellikle, oldukça girift bir alan olan yapay zekâ çalışmaları insanın teknolojiyle ilişkisini giderek öngörülemez kılıyor. Örneğin genel amaçlardan giderek spesifik alanlara doğru uzmanlık bilgileriyle donatılan robotlar; tıp, hukuk mühendislik gibi alanlardan, ev içlerine değin günlük hayatın pek çok alanında yerlerini almış durumdalar. İçinden geçtiğimiz şu günlerde, robotlar hukukçulardan daha hızlı ve kapsayıcı dava analizleri yapmanın, tıp alanında tanı koyabilmenin yanı sıra pek çok alanda giderek artan bir hız ve başarıyla görev üstleniyorlar.

Bilgisayar ve Yapay Zekâ

Bilgisayarların icadıyla ilk nüvelerini gördüğümüz yapay zekâ giderek kontrol edilemez bir fenomen olarak görünür görünmez etkileriyle insan hayatında hızlıca yer edinmeye başladı. Daha da önemlisi, şu ana kadar sadece altmış yıllık bir geçmişi olmasına rağmen yapay zekâyla donatılmış bilgisayarların giderek insan zekâsını zorladığı şaşırtıcı örneklerle karşı karşıya kaldık: 1997 yılında New York’ta yapılan bir maçta dünya insan satranç şampiyonu Garri Kasparow, IBM şirketinin Deep Blue adlı bilgisayarına feci şekilde yenildi. Hafızalardan silinmeyen bir başka örnek ise dünyanın en iyi Go oyuncusu sayılan Güney Koreli Lee Sedol’un Google Deep Mind şirketinin AlphaGo adlı bir bilgisayar programına yenilmesiydi. Bu örneklerde de görüldüğü üzere yapay zekâ kendisine öğretilen bilgilerden, programlardan hareketle kendi kendine çok hızlı ve farklı çıkarımlara varabilme kapasitesine sahip görünüyor.  Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Dr. Cem Say bu durumu şu şekilde özetliyor: yapay zekâ bir girdap gibi yavaş başlayıp giderek hızlanan ve bizi etkisi altına alarak uzmanları bile şaşırtan bir hızla ilerleme kaydediyor.   

Hal böyleyken, bilgisayar ve yapay zekânın kullanımını elinde bulunduran insan, bir gün bunların kurbanı olabilir mi sorusu her geçen gün giderek kritik bir önem kazanıyor. Bir yerden sonra dünya, robotlarla insanların birbirine savaş açtığı bir labirente dönüşebilir mi? Bu açıdan bakıldığında, insan zekâsından bağımsızlaşabilecek bir yapay zekânın yaratabileceği olanaklar kadar risklerin de analizi son derece önem arz etmektedir. Yapay zekâ uzmanı Prof. Dr. Cem Say bununla ilgili olarak ise, üretilmekte olan robotların, ilerde medeniyeti ele geçirme riskine karşı dikkatli olunması gerektiğine vurgu yaparak yapay zekânın öngörülemez bilgi üretme kapasitesi nedeniyle kontrol dışına çıkma ihtimali olduğuna dikkat çekiyor. Dolayısıyla, yapay zekânın öngörülemez bir evrimle yepyeni boyutlara doğru dönüşme ihtimali ve bunun yaratacağı riskler nasıl öngörülebilir? Dahası,  bunun yaratacağı etik, politik ve toplumsal problemlerin önüne nasıl geçilebileceği? Yine de, insan zekâsından bağımsız gelişim gösterebilme ihtimali yapay zekâyı sadece korkutucu değil aynı zamanda inanılmaz kılıyor.

Yapay Zekâ ve Sürdürülebilirlik

Cem Say hocanın öngördüğü üzere,  bir taraftan kendi kendine öğrenme yeteneği sayesinde öngörülemez çıkarımlar ve sonuçlar elde edebilmesiyle korkutucu, diğer taraftan hayatımıza getirdiği büyük kolaylıklar nedeniyle insana inanılmaz gelen yapay zekâyla yaşamayı nasıl becerebiliriz? Yapay zekâyı bir şekilde kontrol altında tutup onunla dengeli, verimli ve yaratıcı bir hayat kurabilecek miyiz yoksa yapay zekâ zamanla evrim geçirerek insan sınırlarının ötesinde insanın öngöremeyeceği yepyeni bir düzeni mi dayatacak insana? Başka bir deyişle, yapay zekâ bir çıkmaz mı? Yapay zekânın son tahlilde, dünyayı daha yaşanılır bir yer haline mi yoksa daha da katlanılmaz bir yer haline mi getireceği hala meçhul olmakla birlikte, yine de insanın yegane amacının huzurlu, refah dolu, ve daha adil bir dünya yaratmak olduğuna inanabiliriz.

Bu sebeple, bu yolda insan öncelikle, hızla gelişen yapay zekâ araştırmalarının bir gereği olarak yapay zekâ ile ilişkili riskleri öngörebilme ve onları yönetebilme göreviyle karşı karşıyadır. Özellikle de hukuki, ekonomik ve toplumsal sistemleri dönüştürmek kadar insan kaynaklarını ve amaçlarını da güncel düzeyde sürdürülebilir kılmanın giderek kendini dayatan zorunluluğu anlaşılmalı ve cevap olunmalıdır. Dolayısıyla, yapay zekâ araştırmalarının tetiklediği radikal değişimi taşıyabilecek bir sürdürülebilirlik düzeyinin sorun edilmesi mutlak anlamda ön açıcı olacaktır. Çünkü yapay zekâ çalışmalarının giderek farklı alanlarda etkili olmasıyla birlikte mevcut düzenin sürdürülebilirlik seviyesinin makul düzeyde devam edemeyeceğini kabul etmemiz gerekiyor. Daha da önemlisi, yapay zekanın gerektirdiği tarzda radikal bir sürdürülebilirlik düzeyinin yakalanması cüretkar ve vizyon dolu atılımları zorunlu kılmaktadır. Bu atılımların içinde yer alabilen şirket ve kurumlar giderek lider bir konuma yerleşirken diğer pek çok kuruluşa da ilham kaynağı olabilecektir. Bununla bağlantılı olarak güvenlik ve jeopolitik gibi kavramların da giderek yepyeni anlamlar kazanacağı kaçınılmaz görünüyor.  

Yapay Zekâ ve Ticaret

Teknoloji şirketleri ve gelecekte var olma savaşı verecek olan tüm şirketler Yapay Zekâ alanına yüz milyar dolarlar ile ifade edilen Ar-Ge yatırımları yapmakta.

Günümüzde iletişim ve teknolojik gelişim alanında lokomotif görevini gören şirketlerde durum nedir;

– Apple SİRİ ile kullanmakta olduğumuz akıllı telefonlarımızda basit cümlelere yanıt vermekte ve verilen örneğin eve gitmek istiyorum talimatı ile sizi evinize götürecek navigasyon uygulamasını açabilmektedir. Yada not defterinizi ajandanızı karıştırıp yapmanız gerekenleri size aktaran bir asistan olarak çalışabiliyor.

– Microsoft CORTANA Siri ye bir çok ekleme yapılmış bir şekli ile karşımıza çıkıyor. Cortana daha önce sorduğunuz soruları ve kendisinin verdiği yanıtları hatırlayarak daha işlevsel bir kullanım sunmakta.

– Google NOW Cortana’nın öğrenme algoritmasını çok daha ileri ve karmaşık bir hale getirerek rekabeti çok daha ileri bir aşamaya getirip sizinle sohbet edebiliyor. Sorduğunuz soruların ardından gelen sorular için baştan tam ve anlamlı cümle kurma gereği duymadan sorudan sorudan soruya atlarken anlama kapasitesi düşmüyor artıyor.

– İbm WATSON yapay zekânın adeta göz bebeklerinden. Watson karmakarışık hastane kayıtlarınız analiz ederek anlamlı desenler ve sonuçlar çıkarıp bunları size sunabiliyor. Dahası doktorların öngöremeyeceği kadar veriyi bir arada işleyerek, teşhis ve tanıda önerilerde bulunabiliyor. Hatta daha önce gördüğü ve sisteme işlenmiş hastalardan yola çıkarak tedavinin de en uygun nasıl olabileceği konusunda fikirler ileri sürebiliyor.

– İpsoft AMELİA ise yapay zekânın yeni yıldızlarından, daha önceden saydıklarımıza ek olarak işe birazda duygusal farkındalık eklenmiş hali diyebiliriz. Gelecekte bu sistemin tamamıyla müşteri hizmetlerinin yerini alması bekleniliyor. Çünkü şu anda otomatik müşteri hizmetleri makinelerinin aksine, müşterilerin ses tonlarından yola çıkarak onların duygusal hallerini algılayabiliyor ve ona uygun duygular ile cevap verebiliyor. Sadece mantıksal çıkarım değil duygusal çıkarımlar da yapıyor.

Geçtiğimiz günlerce haber sitelerine düşen bir haber bu konuda endişeleri arttıran bir etki yarattı. Facebook’un Chat BOT olarak programlanan ve ürünleri tanıyıp fiyatlandırması istenen chatbotlar kendi aralarında insanların anlamadığı bir dil geliştirip iletişim kurmaya başladılar. Her ne kadar durumu fark eden facebook yetkilileri programın fişini çekerek riski ortadan kaldırdıklarını açıkladılar ise bu konuda belli etik ve ahlaki değerlerden uzaklaşmanın yaratacağı sonuçları kestirmenin imkânsızlığını ortaya koyması açısından çok önemli bir vaka olarak ortada duruyor.

Hepimiz Google adındaki arama motorunu kullanmışızdır, yapılan arama ile alakalı bilgisayar ekranlarımızın sağında solunda her yerden ortaya çıkan reklamlar bizim aramalarımız ve alışkanlıklarımız doğrultusunda öneri üstüne öneri sunmakta. İşte bunu yapan yapay Zekâ. Doğru kullanıldığında insanlığın önünde çığır açabilecek gelişmeleri doğurma ihtimali ile beraber ünlü fizikçi Stephan Hawking’in dediği gibi insanlığın felaketi olma potansiyelini de beraberinde taşıyan çok tehlikeli bir gelişim ile karşı karşıyayız.

ABD başkanı olan iş adamı Donald Trump’tan bir iki dönem sonra 2 milyar kişinin kullandığı Facebook sayesinde karşımıza Marc Zukerberg’i görebiliriz. Zira Facebook kullanan ABD vatandaşı sayısı neredeyse nüfusun %80’i bu insanlar ne sever neden hoşlanır neyi sevmez alışkanlıkları nelerdir hepsi ama hepsi akıllı telefon ve bilgisayar ile kayıt edilip işlenebilmekte. Bu verileri iyi analiz eden bir seçim programı ile neden olmasın. Onun için DİKKAT…!

 

                                                                           Rêzan ACAR

                                                                           Gümrük Müşaviri

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ