28.05.2020 - İhracat Klübü & Dış Ticaret Portalı

Türkiye, İnsani Gelişme Endeksi’nde nasıl sınıf atladı?

Reklam
Türkiye, İnsani Gelişme Endeksi’nde nasıl sınıf atladı?

Türkiye, İnsani Gelişme Endeksi’nde tarihinde ilk kez çok yüksek insani gelişme kategorisinde yer aldı. 189 ülke arasında 59’uncu sırada yer alan Türkiye’nin sınıf atlaması hem yaşam beklentisinin yükselmesi hem de hesabın satın alma gücü paritesine göre GSMH ile yapılmasından kaynaklandı.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) hazırladığı İnsani Gelişme Raporu’nda en bilinen endeks İnsani Gelişme Endeksi. Ve Türkiye bu yıl açıklanan endekste topladığı 0.806 puan ile 189 ülke arasında 59’uncu sırada yer aldı. Böylece Türkiye tarihinde ilk kez çok yüksek insani gelişme kategorisine girdi. Uzun yıllar boyu Türkiye yüksek insani gelişme kategorisindeydi.

UNDP’nin İnsani Gelişme Endeksi, bu hesabı yapabilmek için üç temel konuda ülkelerin gelişmişlik düzeyini ölçüyor. Bunlar, uzun ve sağlıklı yaşam, bilgiye erişim ve insana yakışır bir yaşam standardı olarak sıralanıyor. Uzun ve sağlıklı yaşam boyutu, beklenen ortalama yaşam süresiyle ölçülüyor. Bilgi birikim düzeyi, yetişkin nüfustaki ortalama öğrenim süresiyle yani 25 yaş ve üstündeki bireylerin ömürleri boyunca öğrenim gördükleri süreyle ölçülüyor. Öğrenme ve bilgiye erişim ise, okula başlama yaşındaki çocuklar için beklenen öğrenim süresiyle yani bir çocuğun eğitim almayı bekleyebileceği toplam süre olarak ölçülüyor. Yaşam standardı ise, satın alma gücü paritesi (SGP) dönüştürme oranları kullanılarak, 2011 yılına sabitlenmiş uluslararası dolara dönüştürülmüş kişi başına Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) rakamı cinsinden hesaplanıyor.

Yüzde 39.4’lük artış

1990-2018 yılları arasında ise Türkiye’nin İGE değeri 0.576’dan 0.806’ya yükseldi. Bu, toplamda yüzde 39.4’lük bir artış anlamına geliyor. Peki nasıl oldu da yüksek enflasyon, işsizlik ve düşük büyüme ortamında Türkiye çok yüksek insani gelişme gösterebildi?

Yaşam süresi

Türkiye, yaşam beklentisinde diğer ülkelere göre daha iyi bir değişim gösteriyor. Nitekim, İnsani Gelişme Endeksi’ne en olumlu katkıyı yapan faktör de yaşam beklentisi. 1990 yılında yapılan endeks hesabında 64.3 olan doğuşta beklenen ortalama yaşam süresi yıllar boyu arttı ve 2018 yılında 77.4 yıla yükseldi. 1990-2018 yılları arasında Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 13.2 yıl yükseldi ve bu İnsani Gelişme Endeksi’ndeki sıralamamızı da yukarıya taşıdı.

Öğrenim beklentisi

İnsani Gelişme Endeksi hesabındaki beklenen öğrenim süresi ve ortalama öğrenim süresi son yıllarda çok değişmese de yine 90’lı yıllara göre oldukça yükseldi. 1990’da beklenen öğrenim süresi 8.9 yıl, ortalama öğrenim süresi ise 4.5 yıl idi. Son üç yıldır beklenen öğrenim süresi 16.4 yıl, ortalama öğrenim süresi ise 7.7 yıl. 90’lardan bugüne ortalama öğrenim süresi 3.1 yıl ve beklenen öğrenim süresi 7.5 yıl arttı. oranında bir artış gösterdi ama son rapordaki sıçramayı bilgiye erişimdeki iyileşme sağlamadı.

Milli gelir hesabı

En kritik ve en tartışmalı konu insana yakışır bir yaşam standardı boyutu. İnsani Gelişme Endeksi hesabında yaşam standardı için satın alma gücü paritesine göre Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) verileri kullanılıyor. Bilindiği gibi satın alma gücü paritesi ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farklılıklarını ortadan kaldırıp farklı para birimlerinin satın alma güçlerini eşitleyen bir hesap. Belli bir sepetteki mal ve hizmetleri değerlendiren satınalma gücü paritesi iki farklı ülke vatandaşının ikisinin de gelirini kendi ülkesinde harcadığı varsayımını yapıyor. Ve böylece Almanya ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde gelirin satınalma gücü düşük, buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde ise yüksek çıkıyor. Ancak, Türk Lirası’nda dolara karşı yaşanan dalgalanma ve değer kaybı satın alma gücü paritesi hesabına yansımıyor. 2018 yılında Türk lirasının başlıca para birimleri karşısında ciddi ölçüde değer kaybetmesi gibi etmenler de bu nedenle İnsani Gelişme Endeksi hesaplamalarını çok dramatik şekilde etkilemiyor. Türkiye’de kişi başına Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) 1990-2018 yılları arasında yaklaşık yüzde 122.1 artış gösterdi. Bu sıçramanın en büyük nedeni.Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Afrika Bölgesi İş Konseyleri İstişare Toplantısı gerçekleşti. Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “Hedeflediğimiz noktalarda Türk Ticaret Merkezleri oluşturuyoruz ama ondan da önemlisi, Afrika için gözüken o ki birkaç yerde lojistik merkezi kurmamız lazım. Bununla ilgili çalışmalarımıza başladık” dedi. Pekcan, lojistik merkezinin lokasyonu açısından ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile TOBB ve TİM ile DEİK’in de buradaki iş konseylerinin katılımının önemli olduğunu söyledi.

Türkiye ile Afrika arasındaki ticaretin gelişmesi için zor bir coğrafyada faaliyet gösterdiğini söyledi. Halihazırda Afrika’nın 42 ülkesinde büyükelçilikleri, 26 ülkede ticaret müşavirlikleri bulunduğunu hatırlatan Pekcan, Afrika’da 5 ülke ile serbest ticaret anlaşmaları (STA) bulunduğunu, 30 ülke ile yatırımların karşılıklı korunması, 13 ülke ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarına imza attıklarını ifade etti. İleri günlerde Fas, Nijerya, Tanzanya, Kenya, Ruanda, Mozambik, Tunus’a bakanlık olarak ziyaret gerçekleştirmeyi planladıklarını da ekledi.

Afrika’ya ihracat yüzde 579 arttı

2003-2018’i kapsayan dönemde Afrika ile toplam dış ticaretin 5,5 milyar dolardan 23,8 milyar dolara, ihracatın 2,1 milyar dolardan 14,.4 milyar dolara çıktığı belirterek, , ihracatın yüzde 579 arttığını aktaran Pekcan, “Dünyada bu kadar korumacılık önlemleri ön plana çıkmışken, hedef pazarlarımız odaklı ve Afrika odaklı çalışma yapmamız, buraya yoğunlaşmamız gerekiyor” diye konuştu. Afrika ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin yılın 11 ayında yüzde 7.7 artışla 22.9 milyar dolara çıktığını belirten Pekcan, 29 Ağustos itibarıyla açıkladıkları İhracat Ana Planı’nda hedef olarak seçtikleri ülkeler arasında Etiyopya, Fas, Güney Afrika ve Kenya gibi Afrika ülkelerinin bulunduğunu bildirdi.

“En fazla iş konseyi Afrika ülkelerinden oluşuyor”

DEİK olarak en fazla iş konseyi olan ülkenin Afrika ülkeleri olduğunu söyleyen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak,“Afrika’nın yaklaşık 45 tane iş konseyi mevcuttur. Afrika ile iş ilişkilerimizi devletimizin de desteğiyle sürdürmeye devam ediyoruz” dedi. 2020 yılı içerisinde Afrika’ya yönelik farklı faaliyetler olacağını bildiren Olpak, “Bunların içerisinde 3’üncüsünü gerçekleştireceğimiz Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu önemli faaliyetlerimizden bir tanesi olacak. Afrika’da bugün elde etmiş olduğumuz ikili ticaret, başladığı yere göre iyi bir noktaya gelmiş olmakla birlikte hala bizleri, bakanlarımızı ve Cumhurbaşkanımızın koymuş olduğun hedefleri karşılayacak bir nokta içerisinde değil” şeklinde konuştu.

“2020 Afrika yılı olacak”

Mısır, Tunus ve Mauritius ile STA’ların tamamlandığını bildiren Pekcan, Sudan’daki iç karışıklık nedeniyle onay sürecinin geciktiğini, Gana’da onay sürecini beklediklerini, Somali ve Seyşeller ile müzakere sürecinde olduklarını, Mozambik ve Moritanya ile tercihli ticaret anlaşması imzalayacaklarını kaydetti. Cumhurbaşkanlığı ev sahipliğinde 2020’de Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi gerçekleştirilmesinin planlandığını aktaran Pekcan,”2020 sanki Afrika yılı olacak bizim için” dedi.

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ